skip to main |
skip to sidebar
the Good, the Bad and the Queen
Kapıda bilete 45 ytl verdik. Yoldu, alkoldu derken bütçe yine sarsıldı. Bu sıkışık durumda neden bu konserlerden hala vazgeçemiyorum anlamadım. Tutamıyorum kendimi herhalde. Aklımda "Tony Allen dans edecek mi?", "Paul Simonon gitarını parçalayacak mı?" gibi sorularla konsere gittim. Ne Tony Allen dans etti, ne de Paul Simonon gitarını parçaladı. Konser sonu benzinsiz bi şekilde otoparkta beklerden bi adet afiş kaptım. Afiş dediğim bildiğin billboard afişi (nereye koyucam evde onu hiç düşünmedim). Konsere dönersek çoğu insan Damon Albarn için gitmişti sanırım. Benim gidiş amacım belliydi: Paul Simonon... Kendisi bass gitarıyla yapışık yaşasın, elinden hiç bırakmasın. The Clash bu aralar günlük hayatımın soundtrackı oldu. Bıkmıyorum dinlemekten. Gönül isterdiki dün bi de Paul Simonon'dan Guns of Brixton dinleyelim ama olmadı. Sonuç olarak dün benim için -kahvaltıyla tüm günü geçirmiş olmama rağmen- güzel bi gündü. 45 ytl tüm bunlara değdi mi derseniz:
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder